Kozasında Uykuda
Kimslerin iplemediği bir iş hanında küçük bir bürom olsun. İşe gitmeyeyim lakin bir şekilde geçineyim. Para kaygım olmasın.
Her sabah kalkayım, giyinip taranayım yürüyerek büroma gideyim. Giderken fırından sıcak simit alayım. İş hanına varınca giriş kattaki çaycıda oturup iki demli çayla simitin tadını çıkarayım. Ordan büroma geçeyim. Sabah kapımı açmadan kargolar karşılasın beni. Dergilerin yeni sayıları, dergime veya yayınevime yeni yazılar gelmiş olsun. Alıp içeri geçeyim. Bürom ofis mobilyaları ile döşensin ama çokta kamu olmasın. Antikadan alınsın bazı eşyaları. Banker lambası, daktilo, mürekkepli kalem, analog fotoğraf makinesi, 35 mm kamera.. Bir duvarı da boydan boya kitaplık olsun.
Kapı açılır açılmaz müzik başlasın içeride. Çiçekleri sulayayım içeri geçince. Mevsim kışmış, ısıtıcıyı çalıştırayım. Günün okunacak, izlenecekler ve yazılacaklarını planlayayım. Tüm gün kendime ve uğraşlarıma yoğunlaşayım. Kapı kilitli olmasın ama kimse de kapımı çalmasın, huzurumu kimse bozmasın. Yazılarımızı yazayım, bloga ve sosyal medyalarına içerik hazırlayayım. Derginin yeni sayısının tasarımını yapayım. Ama bunları da takipçi, şan şöhret için yapmış olmayayım. Kendi yağımda kendi idealimde kavrulayım. Kendi küçük sanat çevremiz olsun bize de yetsin.
Tüm akşamlarımı enerjimi eşime ayırayım.
"Enes Özen"
