Kübra

 



Fake hesap açmış Kübra, profiline de bizim Beyza'nın Marakeşte çekildiği fotoğrafı koymuş. Hesabı da Beyza'nın seyahetlerinden gezilerinden biriktirdiği fotoğraflarla doldurmuş.


Bunu sadece ben fark ettim başka kimse değil. Hesabın varlığını da onu Kübra'nın açtığını da sadece ben fark ettim. Büroda bilişimci olarak çalışan, kübranın basit bir güncelleme için telefonunu verdiği ve tam o sırada o görülmemesi gerekeni gören ben fark ettim.

Kübra kuruma typ ile gireli 5 ay oldu bir ay sonra sözleşmesi bitecek ve atılacak. Elinde vileda sopası olan bir hayalet o. Kimse görmez, kimse bilmez. Kimse onu merak etmemiştir. Sadece odanın orasını daha iyi silmesini isterler. Arada bir çay getirmesini isterler. Üstüne şeker arzu ederler. Herkesin arasından geçer de kimse dönüp bir kere bakmaz. Nasılsın diye soran olmamıştır ona. Ama o, etrafı iyi izlemiştir. Pek iyi izlemiştir. Çünkü yapabilmesi özgür kılınan sadece bu kalmıştır. Bol bol izler Kübra.

Kuruma girmezden evvel merdivan altı tekstil atölyesinde gömleklere düğme dikerdi Kübra. Her gün, günde on iki saati aşkın, binlerce gömlek dikerdi. Bu gömlekleri kimler giyer bilmezdi. Bu diktiği gömleklerin yalnız defolusundan alabilir onu da kısa kollu olduğundan giyemez ona buna el altından satardı.

Yaşı o vakte geldikten sonra bir kere bile kolları kısa bir şey giyemedi Kübra. Bisiklet sürmeyi ertesi gün bıraktı. Liseyi kız meslekte okudu, aşkı tadamadı Kübra. Ev ve okul yolu arasında denk geldiği işten dönen, işe giden, işsiz işsiz gezen  mahalleli dışında erkek görmedi. Yalnızca evden okula okuldan da eve olan tarifesiz seferleri yolun hep tam ortasında camiden dönen dedesine denk geldi.


Lise iki, Seda'nın erkek arkadaşı, sonra onun bir arkadaşı. Tanıştırdılar, Mahmut. Çekingen, ürkek ama bir o kadar garip duygular içinde. Bir yabancı erkeğe karşı hissedilen yersiz sanılan duygular. Vicdan azapları, günah, cehennem ürküntüsü. Akıl vermeler, gaipten gelen mahkemeler.

Yine de prangalara söz geçirememe, bir vakit okul çıkışında ayaküstü Mahmut'la konuşma. Eve her zamankinden geç gelmek ve tantanadan başını kaldıramamak. Çare, bir gün son derse girme, sonuç yarım gün devamsız sayılma. Fark et, böyle devam ederse sınıf tekrarı, evden kurtulabildiği tek alanın da yok olması. Seçim, kısmi özgürlük veya tarifsiz duygılar. 

Tantanalar arasında Mahmut'la kaçak buluşmalar. Fakat yetmedi ailesiyle tartışmayı göze alsa da olmadı. Mahmut'u mutlu etmedi ayak üstü kaçamakları. Seda gibi kız istiyordu. Arabayla rahatça gezebilmek. Bol vakit, rahatlık, çekingenliği kırmaktansa eğlenmek. Üçüncü gün uğramadı Mahmut, Kübra yine de bekledi, çokca bekledi eve yine geç kaldı yine tantana koptu Kübra günlerce rüyasında Mahmut'u gördü. Seda Mahmut'un yeni kız arkadaşının fotoğrafını gösterdi.

Son sınıfta üniversite sınavına çalıştı. Evden uzaklaşmanın bildiği tek çaresi. Kurtulmalı bu hayattan. Evde çalışacak ne odası, ne kardeşlerinden, ne evin derdinden başını kaldırabilecek sukunu vardı.

Bazı derslerin hocası derste sınava çalıştığı için kızdı. Bazı tenefüslerde ders çalıştığı için dalga geçildi. Bulabildiği her fırsatta ders çalıştı Kübra ve ikinci dönem her eve gittiğinde görücü ağırladı. Onca çabaya rağmen yarım yamalak çalışmaktan doğru düzgün puan alamadı.
Başkaları onun çabaladığı kadar çabalamadılar ama onlar biri iki yapabilirken Kübra sıfırı bir yapamadı.

Kazandığı bölümü ailesine açıklamaya utandı. Mezuna kalmaya karar verdi ailesi kafası çalışmıyor hükmünü verdi görücüler sıklığını arttırdı. Bütün bunlar olurken mahalleden bile çıkmadı Kübra. Sadece annesini veya kardeşini hastaneye götürmek demekti evlerinin aşağısındaki duraktan geçen otobüs. Şehre avm açılınca kuzenleri oraya gitmeye başladılar. Kübranın avmye gidecek parası olmadı hiç. Kübra o vakitler dinlerdi. Komşunun kızı yeni aşkını dinlerdi, kuzenlerinin avmde yaptıklarını dinlerdi, annesinin şikayetlerini dinlerdi, kardeşinin derdini dinlerdi, babasının homurdanmasını dinlerdi ama kimse Kübrayı dinlemezdi çünkü onun anlatacak hiçbirşeyi olmazdı.


Görücüler bir vesile ile evden yolunu kesince daha fazla dayanamayan babası onu Musa'nın atölyesine göndermeye karar kıldı 

Aylar aylarcasına düğme dikmekten kafasını kaldıramayan Kübra, içinde bulunduğu ortamdan da insanlardan da en çokta erkeklerden olabildiğine tiksinmeye başladı. Bir mide bulantısı tuttu Kübra'yı. Gece gündüz demeden pis kokular geliyordu burnuna. Midesini zor tutuyordu. Kimseyle göz göze gelmek istemiyordu. Eve gidince ruhu sökülüyor üzerinden pul pul koridorlara dökülüyordu. Teninin rengi gittikçe siyaha çalıyordu. Siyahın envai tonlarına büründü. Siyahın mora çevireyazdığı günlerden birinde typ alımlarını öğrendi, acı sarı oldu. Atölyedeki kızlarla beraber o da başvurdu. Sadece Kübra'ya çıktı. Teni düzeldi, kokular kesilmese de azaldı. Kübra bizim kuruma geldi gelmesine lakin bir ay sonra yine o pis kokular ülkesine dönecek.

Kendi hayatı olmayan, olamayan Kübra kendi benliğini, varoluşunu, içine düştüğü çırpınsa da kurtulamadığı kafesini inkar etti. Kendisini kendi istediği gibi yeniden var etti. Kübra, Aslıhan oldu. Beyza'da bu Frankenstein'a bilmeden ortak oldu. Ruhu Kübra bedeni Beyza sanal bir hilkat garibesi doğdu. Bu haliyle Kübra maddi dünyadaki varlığını, bedenini öldürdü. O artık sadece kendisine denilenleri yapan bir kuklaya dönüştü. Sessiz, savaşsız bir hayalet olması bundandı.

Herkesi tercih edilebilirdi ama o en çok Beyza olmak istedi. Kolejde eğitim almış, şirkette hatrı sayılır pozisyonda çalışan, sevilen ve popüler olan, her sene istisnasız bir yurtdışı tatili yapan, neşe içinde bir kadın olan Beyza Kübra'nın olmak isteyip olamadığı kişiydi. Onun gibi güzel olmak isterdi, varlığını unuttuğu saçlarına kokular sürmek, saçlarını onun gibi savurmak isterdi,  isterdi. Kısa kollu gömlek giymek isterdi. Babasıyla oturup sohbet edebilmek isterdi. Annesi daha az söylensin isterdi. Kendini ezen erkek kardeşleri olmasın isterdi. Bare kız kardeşini kurtarmak isterdi. Parasız olduğu bilindiği için çağırılmamak duygusunu unutmak isterdi.
Beyza gibi hem işte hem evde olmasa da en azından bir tane odası olsun isterdi. Erkek arkadaşı olsun isterdi. Onu arasın, merak etsin isterdi. Romantik anılar biriktirmek isterdi. Ama çocuğu olmasın, hayır kesinlikle istemezdi. O herkesi dinlerdi ama bir kere de birileri onu dinlesin isterdi. Tam olarak Beyza olmak isterdi.

İşte bu yüzden o olamadığı kimsenin sanal kimliğine büründü. Marakeshten fotoğraf paylaşınca kendisi de oraya gitmiş gibi hissetti. Güzel kıyafetlerle özenle çekilmiş fotoğrafları her paylaştığında içinden bir şeyler kıpırdadı. Fotoğtafları beğenilince hatta birisi gelip tanışmak için mesaj attığında kelebekler uçtu çiçekler tomurcuk saçtı. Teni pembeleşiyordu ilk defa kendini sevmeye yaklaştı, kahredense aynada değil ekranda olmasıydı. Kübra kimselere fark ettirmeden Beyza oluyordu. Bunu sadece o biliyordu. Sadece kendisi bildiği için mutluydu. Belki ilk defa mutluydu. Ben parazit yapmak istemeden aradan çekildim.

Yaz geldi Kübra atıldı. Beyza yine yurt dışı seyahatine çıktı. Ben kısa kollu bir gömlek aldım. 

   "Enes Özen"