Tunç Çağı


Tunç surlar üstünden
Demir damlatıyorlar erimiş
Sakal teli kor tutuşmuş
Uzun ve günle ayın rahminden
Bir ince ses doğdu

Çok tütün içilen
Batakhane köhnelerinde
Kanarya kafeste uyanmayı bekledi
Konken, pişpirik, papaz, kız

Ana karnında su içinde
Yüzen bebek
Kendisini müjdelenen
Onursuzluktan habersiz
Hala
Kanarya gelip alsın onu ister

Kanarya uyursa neme lazım yaşamak
Kanarya kalkmazsa kandil ışıklı
Ulular diyarı
Çınar topraklarından
Bebek kurtulmazsa
Kendini közle kundaklanmış bulacak

Kendini rüzgara kaptırmış tül
Beyaz çok beyaz
Köpüklü suları selamlar
Denizci dalgaları yararak
Küçük teknesine sarılarak
Renkli çok şekerli
Teknesine sarılarak
Sarı çiçekli tül topraklarına varmayı hedefler

Çökmeye yüz tutmuş eski konak
Çürüyen tahtalarından böcekler fışkırır
Bir zamanlar evdi burası
Bebek burada doğdu
Kanarya burada uyudu
Tütün dumanları arasında sır oldu
Kanarya vardı hatırlayan kalmadı

Mekandan ve zamandan münezzeh
Belleğini yitirmiş
Yürümez sanki uçar
Süzülür süzülür bir mendil gibi
Sevgilinin yollayıp rüzgara bıraktığı
İnce oyalı mendilin uçuşu gibi
Uçar leyladır bedeniniz

Kök toprak içinden bir el fışkırdı
Bu eli binlercesi izledi
Troyanın surları sarsıldı
Anadolu çınarının yaprakları titredi
Yer yön insan doldu
Ses doğdu
Sur üflendi

Herkes dönüp baktı
Bu viran konak mı benim mirasım
Dört nala gelip uzak asyadan
Ceyhun ve seyhunun özlemini çektiler
Tüle varacak denizci
Aralın kurumuş göl sularında
Çöllerde bedevi
Kumlarda yüzüyor artık balıklar da

Topkapı sarayının harem dairesinden
Yeni devşirilmiş bir cariye ağıdı yankılansa
Bunu duymaz boğazda gezinen kadırgalar

Ayasofya girse latin katolikleri
Yağmalasa taşı tuncu
Çamlıcadaki ormancılar
Duymazlar bunu

Alanya kalesinde meşale şavkıyor
Akdenizin sularına
Kıbrısın, kenanın, giritin kokuları geliyor
Kadırga limana giriyor
Kızılburça ışık patlıyor
Keykubatın atının gözü karardı ışıktan
Geri adım şaha kalktı
Kaçarcasına koşuyor
Dört nala gerisin dönüyor
Antiochia ad cragum üstünden
İki sevgili
Deliler gibi dönerek
Delikli koya atlıyor

Bingölün dağına vurdu güneş ışıkları
Koyunlar mahşerde şimdi
Hevselde de ot bitmez
Anadolu üstünde boydan boya uzanır ıssız vagonlar
Çınarın dalları çatırdıyor

Develer kervan düzdü
Sarıkeçililer karakeçililer yola düştü
Nasıl geldilerse
Öyle de gittiler
Agamemnon gibi
Haçlılar gibi
Moğollar gibi
Keşke gitmeseydi
O güzel insanlar da
O güzel develere binip yittiler
Anadolu çınarı yaprak döktü
Kökleri topraktan çekildi
Bebek onursuza uyandı
Kanarya nice oldu
Bedestanlar yıkıldı
Külliyeler boşaldı
Ferman padişahın dağlar bizimdir
Gittiler Homeros'u da alıp
Gittiler
Dadaloğlu da gitti

Demirin tuncunu
İnsanın namerdini miras aldık
Çınarın yaprakları
Yakar bizi güneşin ışıkları

Biz
Mezarlar üstünde doğduk 

Enes Özen