Turuncular Dolsun Yelkenimize

 


Egeyle üstü mavi kelebekli
Beyaz nakışlı masalarla temas eden
(Deniz gibi köpük köpük)
(Denizcesine berrak)
(Boyluca rustik)
Köşebaşı meyhanelerinde
Rüzgarın taşıdığı kesif anason
Kekik ve zahter kokusu eşliğinde
Çizgileri pekçe belirgin kırmızı
Hatta bordo dudaklar
Yakınlaşır
İnce uzun bardak uçlarına

Damarlarımızda gezinir nahoş
İçimizi gıdıklayan kelebekler
Parke taşlardan yansıyan şehrin ışıkları
Zümrüt ipek halı üstünde çıplak ayakları ile yürümekte

Sonra bir sokak denize çıkar
Güneş batmışsa da martılar havada
(Uçmuyorlar bilemedin asılılar
Çivilenmiş gibi çakılılar
Üzgün yada ölü değil
Gayette mutlular)
Deniz görünmez
Bolca tuz koksa da
Dalgaların serinliği yüzümüze vuruyor
Beline de elim ne güzel yakışıyor

Kahverenginin tonlarını istiyorum ipeklerinden
Sızarken kirpiklerinde saklı camgöbeği
Zemini kum kaplı ahşap salonlarda
Havada daireler çizerek
Çiçeklerinin kokusuyla
Kuş kanatları zerafetinle
Cenette uzanıyorum

Biliyorum o gün gelecek
İlk gençliğimiz
İlk hevesimiz
Ve o ilk sakalımız
O gülümseyerek buyuruşların
Arkada bazen ud bazen lir çağrışları
Ve zeytin yeşili ağaçları
Yaprakları sivri ince
Pembe periler süzerken kanatlarını
Uzay tozları saçarak saçlarına
Hayat bu işte diyeceğiz

Pembe
Damıtılmış eritilmiş
Cilalanmış çekirdekleri ezilmiş
Masada Leyla abla
Göçe hazırlanıyor flamingolar da

Bir mayıs ikindisi sıcaklığı
Soframıza yapraklardan ışıklar saçılmakta
Reçel kokusu güllere dokunacak
Gül sarmaşıklar bedenini saracak
Süt köpüğü kahvemizden
Mecnun çıkacak

Sonra eskizden kayığına atlayıp senin
Göğü deleceğiz
Güneşi feth edeceğiz
Güneşin zaptı yakın diyerek
Pastel mavisi denizlerden
Şeftali turuncular dolacak yelkenimize
Gerimizde neşeler gülüşler hatırlayacak bizi

Bak
Leylaya boyandı bulut
Avuçlarını aç
Al tüyler yağacak
Tut ve sakın bırakma
Isıt onları üşümüşler
Ben duydum
Kuşları bir yerlerde çok üzmüşler

Edremitte denizde yıkanmış bir şair
Derya köpürüyor kelime kelime
Harf topluyorum oltamla
İnciler dizeceğim boynuna

Sevgilim balıklar soruyor seni
Dağların kızlarını serp suya
Nefesinin ılık fısıltısıyla açmış
Anemonlar da yüzebilmeliler artık
Çok kollu ahtapot
Yengeci taşımış sırtında
Sevgilisine çiçek kıskaçlıyor telaşla

Beyaz romalı elbisenin uçlarına
Yapışmış kum taneleri
Duydum özlemiş sahilleri
Sen kulak asma sevgilim
Tam kanatlacakken eskizden kayığın
Getir renkleri solmuş filmleri
Renkleri güneşte yanmış filmleri
Yak bir kırmızı aşık bak şimdi
Çokça yormuşlardı zaten bizi

Burası bizim değil demiştik
Biz nereye aitiz bilememiştik

Bak
Nereye olduğunu bilmediğimiz 
Balıklar yolculuyor bizi
Gül sevgilim!
Ayağımız yere basmayacak bir daha
Toprak onların
Biz denize rüzgarız
Dansımızla
Özgürlüğü tadacağız


Enes Özen