Yalan Yazan Tarih Utansın II.Bap
Bu hikaye tarihin en eski zamanlarından firavun zamanlarından gelir. Nilin Mısırı cömertçe beslediği halkların özgürce yaşadığı o zamanda, tarihin ilk kadın firavunu Hatşepsupun öyküsüdür. Çoğu tarihçi bu dönemin bir hayal ürünü olduğunu iddia eder. Belki de haklılardır zira bu kadar olağandışı etkiliyici bir dönem antik Mısır tarihinde görülmemiştir. Bu dönemde babadan oğula teokrasi ile geçen taht sekteye uğramış kraliçe bir oğlu olmamıştır. Efsane bu ya kraliçenin oğlu olduysa bile yaşı çok küçüktür bu yüzden tahta geçme hakkı abla Hatşepsuya düşer. Önceleri bu mümkün görünmezken bir anda gerçek olur. Tüm ülkenin yönetimi ve kaderi bu kadının ellerinde ve kararlarındadır artık.
Hatşepsu başa geçince ilk olarak her iktidar gibi muhaliflerini susturmamıştır. Onun işi hep halkı iledir gelen gelirler nasıl arttırılır bu uzun çöllerde nasıl mamur hale getirilir. Babasının emanetine iyi sahip çıkmalıdır. Bunu adanmış bir ruhla gücenmeden yapar. Herşey yolundadır firavuniçe tarihin en cömert firavunu olarak tarihe geçer. Halk şaşkın ve mutludur ancak üst düzey yöneticiler bu durumdan memnun değillerdir. Ancak politika böyledir işler gizli yürütülmelidir şimdilik ses çıkarmazlar. Paranın halka kullanılmasına alınan vergilerin azaltılmasına halk için yapılan çeşmelerin su yollarının arttırılmasını görmezden gelmeye çalışırlar. Tüm bunlar olurken sanki ona dost gibi tavsiye vermeye devam edeler firavuniçeye adınıza büyük bir tapınak yapılmalıdır kraliçem derler.
Hatşepsu bu işte bir kötülük göremez ancak halkın iyiliğine de bir iş olmayacağı için mesafeli durur. Onu bu şekilde çözemeyeceklerini anlayan yöneticiler arka sokakları kullanmaya karar verirler. Herkes bilirki dünya üzerinde aşk ve ölüm her şeyi değiştirir. O sebeple yöneticiler kraliçeyi halka düşman etmek için bir oyun planlarlar. Kraliçenin sevgili annesini halktan bir kesim öldürmüş gibi gösterirler. Kraliçe bu oyun oynandığında annesinin acısı ile o kadar yanmaktadır ki bu yapılanları göremez ve halkın bu kesimine düşman olur. Düşman olunan bu kesim halkın yarısına tekabül etmektedir. Bu düşmanlık zamanla tüm dengeyi bozar. Halk onlardan olanları kendileri cezalandırır çünkü onlar yüzünden kraliçenin hediyeleri gitmiştir. Kayıp büyüktür kraliçenin ruhunda ki derin acılara merhem olacak hiçbir çare yoktur.
Bu kez de yöneticiler kraliçeye diğer zehiri vermeye karar verirler onu aşık etmeye karar verirler. Böylece kraliçenin ruhu küslükten de halkındanda uzaklaşacak meydan yine onlara kalacaktır. Halk içindeki bu kaos en çok onların işine yarayacaktır. Kraliçeleri olmayan halk onların elinde zavallı köleler olarak var olmaya devam edeceklerdir. Peki asıl soru kraliçeyi nasıl aşık edeceklerdir. Bu yüreği yas dolu halkina öfke dolu bu kraliçe neyi sever neyin peşinden gidebilirdi. Çok büyük bir plan daha gerekiyordu ki yönetim onlara kalsın yine Ancak bu plana gerek yoktu artık kraliçe yaşamak istemiyordu ve hayatına kendi elleriyle son verdi.
"Mine Özen"
