Sessiz


Ceviz ağaçlarının dibinde 

Hissedersin onu kavrulmuş teninde 

Bazı bir karınca yuvası gibi kaynaşır

Bazı bir ölü uzanırcasına sakindir

Bedenini yasladığın bu ulu kaya 

Neler söyler insanlara 

Kim bilir kimlerin öyküsünü bilir

Kimse bilmez neden dilsizdir

***

Sırlanmış aynanın bir de bu yüzünden bak

Yağmur sonrasında hissedilir yaşamak

İnsan bazen hissetmelidir 

soğuk ve yapışık 

Dokunduğun her yerde iz kalır 

Mor ve ıslak 

Bazen dudakların seni duymayanların arasında şerham şerham çatlayıp yarılır


***


Çocukken yiyemediğin 

Büyüyünce doyamadığın

Uğruna tuz ruhlu ağrılar çektiğin 

Düşüp kalkarken elini kanattığın

En sulu göz yerine bastığın 

Çocuk olduğun için derdini sormadığın

Ah çocukluk 


***


Ah büyümek

Birinin son yolculuğunda avuçlayıp 

Umarsızca çukura attığın 

Kimi zaman merhamet dilediğin 

Tek zerre umut fidanı için 

Kimi zaman vicdansızca yırtıp al yanağın

Bin versin istediğin 


*** 

Bir orman özlemi şimdilerde içim

Ağaçlar mantarlar yer cüceleri



Toprağın en sevgili işçileri 

Ayaklarıma cennet serilmiş sanki 

Kuşların türküsünü dinlerim şimdi

Ağaçların yollarını gözlerim 

İsterim ki dile gelsin toprak

Acı söylesin onlara

***

Onlar ki unutmuş insan olmayı 

Bir şey sanmışlar dünyada kurulmayı

Onların günahları ki arşı alayı aştı

Çok mazlumların kanları akıtıldı

İsmailcesine bir adanış beklerken

Onlar kendi şeytanlarına taptı

Toprak dahi kabul etmeyecek onları


"Münevver Özen"