Süpervizyon


Bir ipek böceğisin sen

Eprimiş keten kumaştan sızıyor
Sende yansımış tüm yankılar

Seni göremiyorum
Yalnız ve yalnız yankılar
Sır ile örülmüş kumaş gerilmiş

Seni göremiyorum
Oysa hep orada gibisin
Seni tanıyorum
Bana yabancı gibisin

Gökyüzüne bakarlar
Yıldız gibisin
Yeryüzünde durağan göl
Berraklıkta yıkanır gibisin

Nesin sen!
Hakikat olsan da
Dayanır gözlerim
Çıplak ışık hücrelerim
Hani o öldüren kediyi kuantum
Kendisidir onun

Gün doğmuş
Gün batmış
Ve ne zaman kavrayışımın alevi
Yalnız bir kaç yalıma kesmiş
Kül örtmüş bedenimi
O vakit işte o vakit
Ya rab!
Gözle görülmeyeni
Kavramak zor iş

Güzelliğini bulamam doğada
Benzerini seçemem hiç bir limanda
Gezsem de dünyayı bir deve sırtında
Bir bezirgan diyecek en sonunda
Aradığın kumaş yok cihanda

Taç Mahal'de bir öğle ezanı
Cemaat rükuda
Ganj'a ölü külleri serpiyorlar
Cemaat secdede
Gözler kapalı alınlar açık
Görür gibiyim
Ya kıyısındayım
Ya fersah uzağında habersizim
Pagan tanrıları şahit
Seni aradığıma
Bu topraklarda Buda'da!

Tütsü dumanları sızarken odalara
Taç Mahal'in bin gözünde saklı
Bin yılanı arandım
Afganistan'da Buda'yla karşılaştım
Az gittim mezarı Şerif'e rastladım
Küçük Asya'da balıkları besledim
Ben sırrını ararken öle yazdım
Sibiryada şaman ateşinde uyandım

Bedevi göğü işaretledi
Sahra kumları üzerindeydik
Altımızda önce orman sonra kara kıta
Göğümüzde ayın üç hali
Dördüncü ölüm andım
Üç surette seni gördüm
Hata ettim yola boşa çıktım
Sen ne hayatta ne ölümde
Ölümle hayat arasında
Bir koca hiçte
Tek bir koza ipisin ince

Ey şanlı rüya!
Boğulmadan bu aciz kozada
Yolu aç, aç, aç bana!

"A.Enes Özen"