Kayıtlar

Sessiz

Resim
Ceviz ağaçlarının dibinde  Hissedersin onu kavrulmuş teninde  Bazı bir karınca yuvası gibi kaynaşır Bazı bir ölü uzanırcasına sakindir Bedenini yasladığın bu ulu kaya  Neler söyler insanlara  Kim bilir kimlerin öyküsünü bilir Kimse bilmez neden dilsizdir *** Sırlanmış aynanın bir de bu yüzünden bak Yağmur sonrasında hissedilir yaşamak İnsan bazen hissetmelidir  soğuk ve yapışık  Dokunduğun her yerde iz kalır  Mor ve ıslak  Bazen dudakların seni duymayanların arasında şerham şerham çatlayıp yarılır *** Çocukken yiyemediğin  Büyüyünce doyamadığın Uğruna tuz ruhlu ağrılar çektiğin  Düşüp kalkarken elini kanattığın En sulu göz yerine bastığın  Çocuk olduğun için derdini sormadığın Ah çocukluk  *** Ah büyümek Birinin son yolculuğunda avuçlayıp  Umarsızca çukura attığın  Kimi zaman merhamet dilediğin  Tek zerre umut fidanı için  Kimi zaman vicdansızca yırtıp al yanağın Bin versin istediğin  ***  Bir orma...

Sokaktaki Tek Adam

Resim
Bir şehre bu saatlerde gireceksin Sis çökmüş olacak biraz biraz Çiğ yağmıştır belki çimenlere Sokakta tek bir adam yürümektedir Ve alabildiğine doludur hava toprakla  Bir seyahati tam bu saatlerde bitireceksin Gece dingin hafif bir hava çalacak radyoda İç ısıtan bir ılıklık olacak nefesinde Aklına gelecek bir önceki seyahatin Uçurduğun kuşlar  Kaçamak bakışmalar Yüzdüğün denizler Gözler Ağaçlar altında yürümenin güzeliği mesela Mesela bisiklet sürmek güneşe doğru Bir teknede sallana sallana uyumak Papatya kokusu ve toprağa bulanmış  Eski bir şehir tortusu Yol arkadaşın olacak senin hatıralar Bir yenisini eklemeye teker ezeceksin Sabaha karşı olacak  Güneş ne aydı ne ayacak Belli belirsiz mavi ve turuncu Siyah şerit üstüne vuracak gölgesi Haritada bile olmayan dağ başı tesisinde Bırak aylak ol sende Bir şey yapma öylece bakın dur Kimler var  Kimler nere gider  Bu kadar insan  Bu dünyada nere sığar? Aylak ol dedim  Adam sende! Bırakmadın kendini sey...

Mor

Resim
  Gül bir kere Kuşlar kalksın göklere Sevin bir kere Hilkat bilerken bıçağını Serp yere Hayatımızın yeni yazlarını Anlat Anlat ki dinleyeyim O eşsiz yolculuğunu Kutupsun sen Mıknatısın zıt ucusun Bilmezsin bilemezsin Susar önüme bakarım da sen Şaşırır kalırsın Akrep bize şaşı bakmasaydı eğer Nükleer patlamalar gerçekleşirdi Zatı alimizin arasında Ne varki sükunuyla kalacak dereler Ve ayrı kıtalara akacaklar Bırak Bırak yapacak bir şey kalmadı artık Dünya ıssızlığında İpinle çekiledursun boynum senin gökyüzüne Gözlerin diyorum Yalnız bana değil Bir devre bakar gibiler Bıraksan çağ açacaklar Çağı çoktan kapanmış hanlarıma En büyük günahı işledim Gel kelebek uçuralım Elmalar yetmedi daha Kanım hala bordon tütüyor baksana Yaz sen de Yaz ki şen olsun bulutlar Yaz ki sadece ben yaşamayayım Yaz da gülümsemek ver tüm donmuşlara Onlar ruha muhtaç Üfle haydi Tanrı'nın sendeki en güzel suretini Elinde ağacın en şefkatli hali İçinde sihirden notaları Aç...

Protest!

Resim
Diyeceksiniz belki bu olmamış şiir Biraz fazla nesir  İnanın sorun degil  Feminist zaten şiirsel bir  kelime değil Bu mektup ilk gençliğimin kerpetenle sıkılmış anlarına Şu iki yüzlü dünyanın köşeye sıkıştırılmış tüm kadınlarına  Yormayın kendinizi memnun edemezsiniz efendilerinizi  İkna edemezsiniz kimseyi yeterli olduğunuza  Asla inanamayız zaten güvende olduğumuza Bir kadın ahu gibi olmalıdır mesela  İlham olmalı erkek sanatçıya Sahi kadın şair var mı ki? Şair ne kelime haşa! Bazen kanıt bile istediler insan olduğumuza  Ganimete çıktı adımız haksız savaşlarda  Hedef biz her kıyımda  Güvende hissedemiyoruz Kostantiniye'nin bile sokaklarında  İleri medeniyet masallarında Hürce tüketilircesine sömürüldük  Şimdi varız buradayız türküsü çağırıyoruz  Görünmek adına  Sadece varolabilmek için tüm bu tantana  Biz uygun ağız değiliz elbet ki bu kulaklara  İsyanımız değil yaratana haşa Tüm sözler bu düzeni kuran kan...

Y Ekseni

Resim
  Kibritimin ucu karalı Paltomun yakaları ıslak Tenimin soğuktan Hayali sıcak Kibritimin ucu karalı Paltomun yakaları ıslak Kaldırsam omzumu üşetecekler * Bekleyiş biriktiriyorum Hayatın dem köşesinde Sesler duyarım Bardak şıngırtısı içinde Gülseniz de Kulaklarım sesinize dönmez artık Veyahut ağlasanız Bulamazsınız beni çizgilerinizde Çokta uzun yoldan gelmese de Tedariksiz ve yorgun Ve kayıp Ama özgür Ama umutlu Ama bir yalnız kalmaya görsün Bir defolsun hayvanatta Kalsın dağ ile kuş ile Pür neşe zıplayan Mavisine bakıp denizin Ayakları yerdeyken kuş olup uçan Bir hayli garip Bir hayli sizden veyahut olmayan Yolcu Adressizim ve soruyorum Sorduğum yerin neresi olduğunu Bilmeden Zihnimde törpülüyorum Adressizim ve yağmurlar gönderdim sana Yağmur nerden gelir Mekansızım Şaşkınsın ve dünyandan saymadığın Bu ecnebi hilkatın derdine Masumane Derman aramaktasın Derman gizdir yıldızlar içinde Ben sana fısıldarım gerçekleri Duymak istemezsen kapat...

Kuş Uykusu

Resim
  Dışarıda yağmur yağıyor  İçeride bir kuş uyuyor Kulağıma yalnızlığın vesveseleri çalınıyor Kendime koyu koyu uğraşlar alıyorum  İçimi ağırlaştırıp zamanımı tüketiyorlar Burasın da bir dantel var dünyamın  Oyalanmam lazım  En yücesi ile uğraşların  Sessiz olmalı sonra ürkütmemeli ambulans sirenlerini Bir kuş uyuyor içeride  Binbir darı düşü görüyor sanmayın  Onun düşü uçmaktır  Aşığı olduğu kelime hürriyet İnandığı bildiğini ciklemek cikletmek Gönlüne göre sınırları olmayan pasaportsuz bir dünya  Evet kuşlarda bilir biraz Uluslararası hukuk Bazen kuş anlatır bana  Bazen öyle bir şey olur ki içimde incinir kuş  Sesi duyulmaz olur  Gönlümün burçlarına uğramaz olur İşte ben en çok o zaman ürkerim İçimde polis sirenleri çalmaya başlar  Biri umudumu çalmıştır  Huzurumun orta yerinde bir bomba infilak etmiştir  O zaman korkarım  Kahramanlık edilmeksizin teslim alınmıştır içim Burçlarında tek bir fert kalmamı...

Yıldız Anason

Resim
  Yabancı olduğun şehre yılın ilk karı yağmış. Hiçbir tanışma bundan daha sıcak ve renkli olamaz. Kar yemek ve sebepsiz dışarıya çıkmak gibi suçlar işlenmiş. Hiçbir şey içimi daha çocuk yapamaz.  Kakule anason çubuk tarçın aramaktayım Cingılbörtslere komşu olacağız bu yıl  Bir iz aramaktayım şehir de bana ait bir yer. Bir kaç saat içinde her şey kaymaya başlar  Çok vaktimiz yok gel melek olalım erimeden karlar.   Yılın son günü içimde bir panayır sevinci var. "Mine Özen"

4. Yıla Övgü

Resim
  Karanlık bir odada oturuyorsunuz. Pencerenin dışındaki çakar lambanın ışıkları odaya yansıyor. Soğuk, karanlık, yalnızsınız. Demir ve ruhsuz bir kamu sandalyesi üstünde oturmaktasınız.  Çakar lambalar yanıyorsa bir olay olmuş. Üzücü bir olay. Ambulansın olabilir bu ışıklar. Belki hastanız var durumu ağır, içiniz eziliyor endişelisiniz. Bir polis veya jandarmanın çakarı olabilir. Mağdur olmuşsunuz hak aramaktasınız veya fail sizsiniz suç işlediniz parmağınız kesilecek. Öfkelisiniz haklı olduğunuzu, hakkınızı yerde bırakmadığınızı düşünüyorsunuz ama onlar sizi suçlu görüyor.  Birazdan sizinle uğraşacaklar. Daha da kötüsü istemeden farkında olmaksızın bir suç işlediniz. Durduk yere suçlu oldunuz, şimdi ne yapacaksınuz? Her koşulda hayatınızın bu noktadan sonraki seyri alışılmışın dışı ilerleyecek. Bu an belki tüm ömrünğze mal olacak. Belki belleğinizfe unutulmaz izler bırakacak. Köpek öyküsünü hatırladınız mı?  Hayatın tam o noktasıdır Asayiş Berkemal. İsmi polisiyede...

Güvercin

Resim
  Avuçlarıma kan oturdu Hastane merdivenlerinde Uçuşan arıları Tabancayla su sıkıp Katlettim Haydi gidelim buralar dar gelir bize Duvarda çatlaklar siz bizi bize Renkleri saydın sen neredeydin Kapanacaktır ocaklar Dinlemeyi unuttun Kayan yıldızların gerisinde ateş Dileklerimizi de yakar belki Bisikletimiz köpekleri Geçer belki Çamura saplanmış günlerimiz Kurdela olur uçar belki Ateşböcekleri perdelerini açar Yollarımız menzilini aşar Buzlarımız avcumuzu ısıtır belki Güneşin çiçekleriyle koşuyoruz Merdivenler tahta Tırmanarak küçülüyoruz On çocuk doluşuyor Seyahete çıkıyoruz Siyahlar ve laleler ülkesine Biz seninle merdivenleri iniyoruz Beyaz eldiveninle başbaşayız Mukavva kaleden düştü birimiz Hayallerden de düşülürmüş Dar merdivenlerden eşya nasıl çıkar Bu bavulda hayat nasıl sığar Şimdi göçecek turnalar Merdiven atıp semalardan Beni de alacaklar Mukavva kaleden beri Bir ayağım sakat Bacağım kırıldığı yerde Bedenim zihnimin ardında Bendim o çoc...

Yedi Basamak

Resim
Sıfırıncı basamak  Günler ağır aksak Yüzüne tebessüm yasak En sevdiğin kelime anmak Korkutuyor adım atmak Zihninizi yakıyor olacak Geçiyor günlerin Bir gül fidesi umarak *** Zamandır geçecek  Yastır bitecek Günler eriyecek  Kalbin bir diyecek  Artık arttım sanacaksın Kan kusan kalbine  Tuz basacaksın  Unutacaksın  Bir gül fidesi alacaksın  *** İki olmak büyüyecek gözünde Limanın olsun diye değilde  Gözünün nuru olsun diye  Susacaksın Kendi sesini unutacak kadar Kalbinden griler savrulana kadar Tekrar kanacak kadar unutacaksın O fideyi toprağı ile buluşturacaksın *** Ey kan rengi saçlı  Kafanda kimleri öldürdün  Bir yükselmek türküsü tutturdun İçin kızıl kana boyalı Dışına bunu nasıl unutturdun Oldun mu üçüncü basamak Buldun mu umduğunu  Uykularının yerine koyduğunu  Şimdi fidenin tomurcukları  Sana işveli kızıllar saklıyor  *** Ah o merdivende dördüncü kısım  İşte en sevdiğin anda ve yaştasın Her gece k...

Çile

Resim
Bir gün bir yerde  Büyük bir gümbürtü ile  Kırıldı ayna  Bütün koptu Her şey kaldı paramparça  Bir ölüm uzandı aramıza Boylu boyunca Tufan koptu sandı insan  Artık yok bitti sandı. Oysa ölüm haktı Bilemedi Bu sırra eremedi İsyanını bile sürdüremedi Bir zavallıydı insan Avutulmak istedi. "Mine Özen"

Viskoz Derviş

Resim
  Sonsuzun kıyısına oturdum, derdimi söyledim dilsiz taşlara. Yol iz sordum rotasız balıklara, su şehrâyin oldu bir anda. Geleceğimden bir parça aydınlıktı orada, her şeyin pırıl pırıl olduğu o anda. Suyu okudum, yansımama bakarken nergis çiçeklerini andım. Kulak kesilmek nafile, hakikati görebilmek için insan nefsini, ruhunu verebilmeli. Eğildim, susup suya dokundum, aziz olanın o, aciz olanın ben olduğumu fısıldadı. Yoksa nasıl kabul ederdi ki bunca kirimi, acziyetimi? Aramayı bıraktım kenarda, oturup akışı seyrettim hayranlıkla; başka ne düşebilirdi ki bana, geleceği kim bilebilir, hâşâ. "Mine Özen"

Porta Calemie

Resim
Narlıkuyunun sahiline uzanmış Etrafında antik taşlar döşenmiş Önünde mavi deniz arkası ahbapmış O bu dönemleri sonra çok anlatmış Anlatmış anlatmışta oralarda kalmış  Taşın üstüne taş koyamamış Hayat ne verdiyse geri almış Heves hep kursakta kalmış Babası onu tanımamış Annesi kendi yoluna bakmış O ortada kalmış arkadaşa sığınmış Bir vakit arkadaşta kalmamış Maviye turuncu katmış şeker etmişler Ona bu güzelim dünyayı zehir etmişler Dışarıya baksan pamuk şeker Ona evde ağu layık görmüşler İki resim varmış İkisi birbirine girmiş Doğruyla yanlışı seçememiş Ruhu gurbete düşmüş Bedeni burda kalmış "A.Enes Özen"

İtiraf

Resim
Aynalar  Çokça güldüğüm Çocukluk yıllarım Belki de hiçim kaygısını  Hiç duymadığım  Dünyayı yaratıcı kucağı  Cennet sandığım  Hiçbir şeyin anlamını Çokta kurcalamadığım Aynalar  Çokça küstüğüm Ah o zamanlarım Kaygının sıkı sıkı sardığı  Kendimeydi bitmez garezim Susmaz kinim  Anlamam anlatamam anlayamam Ne neden niçin. Aynalar  Çokça kaybolduğum Suskunluğum Ruhsal yokluğum  Her şeyin kaybında  Biri olduğum Olduğumu umduğum  Yer yurt bulamadığım Kelimeleri sadece duyduğum Anlayamadığım Aynalar  Utanmadan vurulduğum Sonlu kanatlarımdan  Biliyorum artık uçamam Yaralıyım umudumdan Yıllarca umduğumdan Herkes kadar  Herkes gibi Aynalar Susmadan konuştuğum Arsızlık bulaştı sonra Suskun dudaklarıma  İnanmaz olmanın cesareti  Konuştukça konuşturdu  İçimdeki yaranın azameti Dilimi yersizce coşturdu  Aynalar  Korkakça andığım Şimdi tekrar yemin etmeli  Bir ömür konuşmak nafile  Bir dize su...

Nötron Ateş Böcekleri

Resim
  Sessizlik bir delik gibiydi Kimseler gölgeye düşüyordu Saatler çalışmıyormuş gibiydi veyahut Duymuyorduk seslerini Yumak bir görünüp bir kayboluyordu Bence hiç bi problem de yoktu  Ayparkında bir kutu İçinde evren dolu Girdim baktım dün geldi karşıma Çocuk düşlerimden koştu Kendinden başkasını görmedi Beni görene kadar Ben onu görmedim kimi Kimi çok sövdüm kimi gülüyordum Bir taneydim ona göre Zannı oydu otel bile değildi Ora bana göre Yaşlarım geldi geçti Ben hala bugün zannetim dünü Ağaçlar kıyafet değiştirdi sadece Ben yaşarken bugünü Nötron ışıklar parladı Ateş böcekleri uçuştu Gürültü boğuktu Mor sisler duyuldu Kendi görmedi Bir ara İçerdeki odada Adam ilan oldu Ama sonu yoktu O bilir çünkü bazılarından bile uzun yaşamıştır Temmuzdu gülüşlerimize kan oturdu Ağustosta üstümüze çiçekler yağdı Gördü artık bir değil ikiydi Benden başka beni yansıtan İki kahverengi aynaydı Kendinden bile parlaktı Resim kapadı kenarını Bin gözünden biri kö...

Salı Perşembe Ekspresi

Resim
  Bir ezgi çalardı seherlerde duyarmıydınız Safranbolunun ağaçlı kaldırımlarında Sizler iz bırakırmıydınız Uzun yoldan geldim Üstümde şark yelleri Güneş sindi mavi mavi tıkırdadı Ekmeğe zeytin kattık Florasanın altında yattık Çok sıcaktı bir biz vardık Doğudan batıya doğru bir kapı açıldı Sizler, gülüşleriniz ne harikasınız Bizim orada çokca susulur Kar yağar kimse top oynamaz Hep olmadığımız yere kaçar mutluluklarımız Kahvede ben, ali birde gökhan otururuz Yarını düşünmeden tavla oynamaktayız Yek do se şar şeş düşeş! Miniktir lojmanlarımız eski Isınmazlar ve kömür kokar gençliğimiz Ben Kulaklıklarım müzikte Durur durur da Bir vesile yolumu kaybederim Hiç olmayacak yerlerde hayatçılık oynamaktayız Bir durak sayarız beklemedeyiz Hayat uzaklarda yaşanır sanarız Biz sadece duyarız Neresiydi kimdi neydi Buralarda zaman nasıl geçerdi Hatıramda kağıtlar hala sıcaktı Bu şehre çok kar yağardı Biletini iptal et Herkes gitti bak oturalım Ne zaman başladık Elb...

Düşün Uyanışı

Resim
  Bir kaleye uyanıyorum düşümde Son bir kale ve hatta yalnız bir burç Bir vadinin içi ki çokca karanlık Ve sis basmış Nehir akarmış Balık yaşamazmış Kaleyi görüyorum düşümde Ayakta kalmaya direnen Sütunları başlar üstüne Taşlarında çukurlar düşümde Kalemde rüyamı kapayan otlar ağlar Burcun üstünde bir avuç insan Bir topak insan Sağdan soldan yerden gökten Yarabbi sanki kıyamet kopuyor Kıyamet onlara yaklaşıyor Kartal gökten bakıyor Ziyafete an sayıyor Düşümde kale gördüm Bizden dedikleri taşlarını çalmıştı Elinde birer kazma Temelini çıkarmıştı Kaleden yılanlar fırlayıp Bizden bizi kazımıştı Müferreh zannedip vadiyi Savunma duvarlarını yıktılar Her gelen yabancıyı Baş köşeye oturtular Ah elbet biliyorduk yanlıştı Kalenin yargıcı en çok buna şaştı Ey gözünü aç artık sefil Uyan artık uykudan gafil Sen yönünü dönmüş bakarken mamafih Kuş ağaç sayıklıyorsun Seni soğana şükrettirecek harami Toprak oynamakta emri hak vuku bulacak Heyhat yer sarsılmakta ...